Yeni Maket...



Citroen WRC Team Truck with Rally Car 

Uzun zamandan beri yapımına devam ettiğim bu tır Citroen'in Yarış Takımının Tırı  çok eğlenceli bu maket İtaleri marka.Kutusundan ön boyama ile çıkan bu maketin parçaları gayet detaylı.Sağlam plastikten yapıldığı ilk görünüşye belli oluyor..

 
                       

Sürücü kabinini ve motor aksamını tamamladım.Sürücü kabinindeki ve motordaki mühtiş ayrıntı gözleri kamştırıyor...

TUGAY CENGİZ     www.tugaytiyatro.blogcu.com   

Yazılar devam edecek.....

8/11/2009, Kategori: Haftalık Yazılarım : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

YAZIN EĞLENCESİ AQUALAR..

Tatilde  AQUA FANTASY  ve  ADALAN AQUA PARK ' ı ziyaret ettim ve döndüğüm gibi sizler için 2 Aqua'yı birbiriyle karşılaştırdım.

Değerlendirme .....ADALANDAQUA FANTASY
YEMEKLERUcuz ve doyurucu...Pahalı ve doyurucu değil.
KAYDIRAKLARÇok eğlenceli ve sırtı çizmeyen.Çok eğlenceli..
GİRİŞ ÜCRETİ40 TL35 TL
ÇOCUK KAYDIRAKLARI6 Tane büyük çocuk kaydırağı.2 Tane çocuk eğlence parkı.
ANİMASYONYağmur dansı....Animasyon....
GÖREVLİLERÇok dikkatliler...Gırgır hakim...
HAVUZKloru az hissediyosun.Klor hissedilimiyor.
ÖZEL KAYDIRAKLAR''V'' kaydırağı ve hızlı beyazSifon ve Çok dik kaydırak..
BENİM ÖNERİMAdaland daha eğlenceli......

2 AQUA PARK TA ÇOK EĞLENCELİ ZİYARET ETMENİZİ DİLERİM...

AYRINTILI BİLGİ İÇİN AQUA'LARIN WEB ADRESLERİNE GİRİNİZ.

TUGAY CENGİZ'İN BLOGU

ÇOK ÇALIŞIYORUZ BAŞARIYA ODAKLANIYORUZ......

www.tugaytiyatro.blogcu.com     



TUGAY CENGİZ

24/8/2009, Kategori: Haftalık Yazılarım : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Gelibolu'ya Sanal Gezinti

Tugay CENGİZ'in blogu  sizleri yaşadığınız yerden koparıp Milyonlarca Şehit verdiğimiz Gelibolu Yarımadası'na götürüyor.

www.360TR .com  sitesinin hazırlamış olduğu bu sanal tur her yeri 360º derce görebilme imkanı sunuyor.


                                                                  http://www.360tr.net/17_canakkale/gelibolu/



   Gelibolu Yarımadası  hakkında bilgi bizden gezmesi sizden..... 


Tarihte Çanakkale Savaşları olarak geçen olağanüstü mücadelenin merkezi bugün bir milli park haline getirilen Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkıdır.Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı resmi olarak 1973 yılında kurulmuş ve Birleşmiş Milletler Milli Parklar ve Koruma Alanları listesinde yerini almıştır. Büyük bir açık hava müzesini andıran Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Çanakkale il sınırları içerisinde, Gelibolu Yarımadasının güney ucunda, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasında 33.000 hektarlık bir alan ve takribi 100 km'yi aşkın bir parkuru kapsar. Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin yapıldığı yerler Gelibolu Milli Parkı içerisindedir. Onlarca batık gemi, toplar, sperler, kaleler ve burçlardan ve savaşla ilgili yüzlerce başka kalıntıdan oluşan geniş bir yelpazenin bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı; 250.000'i aşan şehidimiz için muhtelif yerlerde 37 adet Türk anıt, kitabe ve şehitliği ve yine 250.000'i aşan Avustralya,Yeni Zelenda, İngiliz ve Fransız askerlerine ait 33 adet savaş mezarları ve anıtları sınırları içersinde barındırmaktadır. Türkler için şehitlikler arasındaki en önemlisi Morto koyunda, Hisarlık Tepe üzerinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen Çanakka Şehitleri Abidesidir.

Çanakkale il merkezinden ulaşım oldukça kolay ve yakındır. Çanakkale – Eceabat feribot seferleri veya Çanakkale – Kilitbahir motor seferleri vasıtasıyla Çanakkale merkezden Gelibolu Yarımadasına ulaşılır. Çanakkale – Eceabat feribot seferleri 24 saat ve gece yarısına kadar karşılıklı her saat olup geçiş süresi yaklaşık 25 dakikadır. Çanakkale – Kilitbahir motor seferlerinin geçiş süresi 15 dakikadan fazla değildir.

Çanakkale Savaşlarına ev sahipliği yapan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli parkı Türk Ulusunun varoluş mücadelesidir. Bu mücade var olmak ile yok olmak arasındaki çizginin bir noktanın 2 ucu arasındaki uzaklığa kadar düştüğü mücadeledir.Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkına yapacağınız gezide bu etkileyici manzaranın dışında insana huzur veren bir doğal güzellikler ilede karşılacaksınız.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkını gezerken geçmişteki o amansız günlerin şidettini yüreğinizde hissedeceğiniz Gelibolu Milli Parkı; etkileyici coğrafyası, doğal güzellikleri, onlarca anıt, siper, mevzi ve şehitlikleriyle geçmişten günümüze unutulmaz fotoğraflar sunar. Çanakkale Savaşlarının izlerini ve anılarını korumak ve hayatını kaybeden yaklaşık 500.000 Türk ve Yabancı kahramanı onurlandırmak amacıyla, Gelibolu Yarımadasının büyük bir bölümü 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Tarihi Milli Park içersinde muhtelif yerlerde 37 adet Türk anıt, kitabe ve şehitliği, İngiliz, Fransız, Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerine ait 33 adet anıt ve mezarlık bulunmaktadır.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkını gezmek için mutlaka araç gerekmektedir. Sehit Onbaşı, Alçıetepe Köyü, Seddülbahir Köyü ve Şehitler Abidesi isitikametinde sürekli olarak çalışan minübüs seferleri bulunmaktadır. Bu minibüs seferleri Kilitbahir Kalesinin yakınından kalmakatadır.Diğer taraftan Eceabat ilçesinden şehitlik gezisine başlayacaklar için Kabatepe'ye kadar giden minübüsler bulunkatadır.

Kendi aracınız olması halinde, şüphesiz Gelibolu Tarihi Milli Parkını hem kolay hemde daha kapsamlı dolaşma şansınız olacaktır.

Diğer bir alternatif olarak (Tavsiye Edilen), özellikle kış aylarında seyrek, yaz aylarında hergün gerçekleşen Çanakkale'deki yerel seyahat acentalarının düzenlediği Çanakkale Şehitlik turlarına katılmak mümkündür.

Gelibolu Yarımdasını gezmek isteyen misafirlerimiz için şüphesiz en uygun ve en canlı konaklama bölgesi Çanakkale merkezdir. Çanakkale Savaşları ile ilgili kimi çok önemli müzeler Çanakkale merkezde bulunmaktadır. Bunun dışında Çanakkale şehri doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel yapısı, eğlnce hayatı ve kaliteli çok sayıda alternatif konaklama türleriyle sizlerin her türlü beklentisine cevap vermey hazırdır



www.tugaytiyatro.blogcu.com  

22/5/2009, Kategori: Haftalık Yazılarım : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Değişik Bilgiler 4

Neden,
Niçin,

sorularının cevapları:

Değişik Bilgiler:

Niçin müzikten hoşlanıyoruz?

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses 'Do' notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do'nün titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika'da baş döndürücü ritimler, Avrupa'da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim veyaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamala-nna rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşıla-mayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.

Ayların günleri niçin 28, 30, 31 gibi farklı?

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quin-tilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis'den (Temmuz), December'a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma'lı-larca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5'inci, 6'ncı, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, ve 10'uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

35

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat'a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat'a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus'u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius'a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar'in beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilis (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sex-tilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar'm ayı 31 gün, Augustus'un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şu-bat'tan bir gün daha alarak Ağutos'a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

îşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa'nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa'nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.

TUGAY CENGİZ'İN BLOGU---TÜM ZAMANLARIN EN İYİ BLOGU

9/5/2009, Kategori: Haftalık Yazılarım : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Tugay CENGİZ Yazıyor..


Arkanıza Yaslanın Ve Okumaya Başlayın:

Her zamanın keyfini  çıkarın,test çözerken karşılaştığınız  değişik soruların size öz yorumlarını yapın,mutsuz anlarınızda zor da olsa gülmeyi deneyin,uykunuzu bölecek hususlardan uzak durun gerekirse odanızın kapısını kapayın, hayatın SBS-ÖSS sorularından ibaret olmadığını ama bu sorularda başarılı olursanız  hayatınızın daha kaliteli geçeceğini  unutmayınız.Çevrenizde ki her  sosyal etkinliğe katılınız bunlar zaman kaybı değildir .

Düşüncelerinizi  başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyin , ama başkalarına bu  düşüncelerinizi açıklamadan bu düşünceleri kafanızda toparlayın ve düzgün cümleler halinde paylaşın.Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır. Ne kadar iyi konuşursanız o kadar takdir toplarsınız.Girdiğiniz çevrelerde konuşmaktan kaçınmayın yani ‘’çekingen’’ olmayın.Her gece yatmadan önce bugünün bana ne artısı oldu diye kendinize sorun.Pozitif ve negatif her şeyden dersler çıkarın.

Kendinizle barışık olun.Rahatsızlıkların büyük bölümü psikolojiktir.Baş ağrısından tutunda grip’e kadar çoğu hastalık sizin kendi içinizde koparttığınız fırtınalardan dolayıdır.Spor yapın.Spor yapmak ruhunuzu rahatlatır.Moralinizin bozuk olduğu anlarda yatağınıza uzanıp uyumaya çalışın.Ailenizi ön planda tutun. Aileniz sizi  rahatlatır.Şimdi yazdıklarımı uygulama zamanı umarım hayat sizi üzmez.

Tugay Cengiz  tarafından yazılmıştır.Tartışmaya açık bir  öneridir. www.tugaytiyatro.blogcu.com

15/4/2009, Kategori: Haftalık Yazılarım : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->